Gerze Haber

Ana Sayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | İletişim | Üyelik | Sondakika Ekle
Ana Sayfa
Güncel
Yerel
Siyaset
Ekonomi
Çevre
Spor
Saglik
Egitim
Video Günlügü
Günün Özeti
Arşiv

Sinop'un Vitrini
Ramazan  Osma
HAYDİ! EL ELE
Sinop'un Vitrini
Fatih  Uysal
Referanduma Sayılı Günler Kala
Sinop'un Vitrini
Fatih  Arslan
SANAT, HOŞGÖRÜDÜR; FARKLILIKLARIN ÇİMENTOSUDUR
Sinop'un Vitrini
Hikmet  Gülgönül
bir pırıltı var hala
Sinop'un Vitrini
Celal  Özgür
GÖZLER BAHARI SÜZERKEN
Yorum Hattı

Anket
İktidar Partisi Beklentilere Cevap Veriyor mu?

Evet (676)
Hayır (931)

Hikmet Gülgönül
 
04.01.2010

No Data
Bu yazıya oy ver !

 ( 11 )
Ah bu şiirlerin gözü kör olsun ! ! !

yüzünde pembe güneş lekeleri olan kadın, zihninde unutmaya yüz tutmuş adrese yaklaştığında sahaflar çarşısının tarihi taşlarına sırtını yaslamış cüzamlı dilenciyi fark etti.

cüzamlı dilenci  mendiline düşen damlalar arasından göz yaşlarının  izini takip ediyordu.

fikrini firara vereli kaç yıl olmuştu, kaç yıl olmuştu bu miskinlik vücuduna ineli.

kadın amin dedi dilencinin dudaklarındaki mırıltılara.

oysa adam bir şiir mırıldanmakta idi sadece.

terk edip gittiği kadın terk etmemişti  adamın zihnini  ve bedenini.

giderken bırakmıştı bu şiiri ahımdır diye.

bekarlara ev vermiyorlar, doğru;

evlilere kız vermedikleri de doğru,

bu yüzden bir gün seni bırakırım ya,

tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu.  

 

evet, gün geliyor bıkıyorum senden

ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey bu,  

git, istersen, cüzam kap bir yerlerden,

görmek istersen, nicedir, tutkunluğumu*

“amin” dedi kadın. dilenci duymadı kendinden gayri bir ses.

karşı kaldırımda oturan  kasketli delikanlı uzun süredir dilencinin başında duran kadını  fark etti. oysa sadece zihnini uzaklaştırma çabasında idi kendinden. sonra gölgesini gördü yola uzanan ,

gölgemi gördüm de yerde, seni hatırladım

 belinin ortası budur diyerek

 bir tekme yapıştırdım köpoğluna**

sahaflar çarşısından çıkmakta olan  adam gördü kadını, üç yıl önce kapısına geldiğinde kapının ardında olmayan kadını.

kadın hala dilencinin başında,

adam sessizce uzaklaştı,  ayak izleri bırakmamaya çalışarak ıslak kaldırımda.

kadın nice sonradır bıraktı elindeki kuruşları cüzamlı dilencinin mendiline.

cüzamlı dilenci fark etmedi hala kadını.

kadın sahaflar çarşısına girerken bir kitap çarptı gözlerine kitap yığının arasından.

solmuş bir kapağın üzerinde irice harflerle yazmakta olan yazıyı seçti ıslak gözleri

“göz izi”

5,40 kuruş

cüzamlı dilenciye bıraktığından belki biraz fazla belki biraz az.

  isteseydin eğer, bir kere isteseydin, evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu..

sen hiç istemedin ki dostum!

istemek nedir bilmedin ki !

hiç tutulmadın sen !

tutkuların için ölmedin ki !

isteseydin ölürdün, ölseydin olurdun !

sen hiç olmadın ki !

evet olmadın, çünkü sen hiç ölmedin !

ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin , ölümüne istemedin!

isteseydin ölürdün, ölseydin olurdun !

oysa ne öldün, ne oldun.

çünkü sen istemedin;

istediğini aslında dile bile getiremedin.

öyle ya bir kere dile getirseydin, olurdun, bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen

orda olmuş ve ölmüş idin.

sen hiç istemedin ki dostum!

istemesini bilemedin, istemek nedir bilemedin !

çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın !” ***

kitabın rast gele bir sayfasında okuduğu bu cümleler zihnindeki karmaşanın en orta yerinde duruyordu şimdi.

çakır gözlü sahaf  çırağının avuçlarına bırakırken kitabın parasını,

bir sahafçıya  kitap hediye  edip etmemenin ikileminde  zihni , çakır gözlü çocuk fark etti kadının gözlerindeki yağmuru.

bu ıslak gözlerin hayatında gördüğü en güzel gözler olduğuna o an yemin edebilirdi.

fark etmişti kadının okuduğu sayfada keşfettiği gizemin ardından yaşardığını gözlerinin.

bakarken kadının ardından, uzanıp kitabın bir diğerini aldı tezgahtan, bir türlü duygularını söyleyemediği butikçi kızı düşünerek.

belki bu kitabı hediye edebilirim diye düşündü, bir kadının sayfalarına göz yaşını damlattığı göz izini.

bu kez o otobüs durağında bekleyip binecekti kızın bindiği 12/15 otobüsüne ve teklifsiz oturacaktı onun yanındaki boşluğa.

kadın pasajın avlusuna  doğru ilerledi. son kez derin bir nefes aldı, unuttu bildiği ne varsa, unuttu adını.

sahafın yıllardır değişmeyen  çırağı tanıdı eski patronunun kitap ayracı olarak kullandığı resimdeki kadını.

kadının suskunluğunun uzamasından mahcup;

- geçen hafta devretti bu  dükkanı abla, ama arada bir uğrar, biraz önce yine buralarda idi dedi..

kadın çocuğun kendini nasıl tanıdığını düşünmedi bile, zihni hala kitabın sayfalarında.

karşı kaldırımdaki kasketli çocuk nice sonra cüzamlı dilencinin önüne elindeki kitabı bırakan kadını gördü.

cüzamlı dilenci de; ilk defa fark ettiği kadının gözlerindeki elayı.

butikçi kız o sırada 12 nolu perondan kalkmak üzere olan otobüste idi , krem rengi pardösüsünün cebinden çıkardığı kulaklıkları takıp kulağına  mp3 çaların düğmesine bastı.çakır gözlü çocuğun şehrin bir başka yerinde onu beklediğinden habersiz. ve kız dönmemeye gidiyordu artık bu şehirden.

çakır gözlü çocuk otobüs durağında ıslanırken, ıslanmasın diye dokunmuyordu kitabın sayfalarına.

cüzamlı dilenci mendilindeki kuruşları toplayarak sahaflar çarşısından içeri girdi, kapatmakta olan son sahaftan alelacele iki üç kitap seçti ve koyuldu yalnızlığına.

kadın kaldırımın sonunda ki  pastanede içtiği sodanın asidinde eritmeye çalışıyordu yüreğindeki ağrıyı.

Adam çocukların maçına karışmıştı mahallede ki ,çok sonra fark etti  dizlerinde  ki ağrıyı.

Butikçi kızın kulaklarında çalan musiki kürdili hicazkar makamında idi.

öyle dudak büküp hor gözle bakma

bırak küçük dağlar yerinde dursun

çoktan unuturdum ben seni çoktan

ah bu şarkıların (şiirlerin) gözü kör olsun” ****

 

* cemal süreya

** cemal süreya

*** dücane cündioğlu

**** avni anıl

hikmetgulgonul@hotmail.com

Bu yazı toplam 4468 defa okunmuştur.

Yorumlar (8)
  10.09.2010 23:24:00
..

olsun kardesim... süpersin kose yazılarını sürekli takip edioyorum devamını en kısa zamanda tekrar beklıyorum S.MENEKŞE

  10.09.2010 18:28:00
bedel

kardeşim yine "bedelini ödemişsin" bişeylerin her cümlenden belli..

  10.09.2010 21:48:00
Aaaaahh Ah!

Genç adam hükümet konağının son merdivenlerine doğru ilerledi. Son kez derin bir nefes aldı, unuttu bildiği ne varsa, unuttu adını. Malmüdürlüğünün yıllardır değişmeyen Şenel abisi tanıdı Yadigar hanımın kitap ayracı olarak kullandığı resimdeki köyün adını... Genç adamın suskunluğunun uzamasından mahcup; - Geçen hafta devretti milli emlağa bu köyü kardeş, ama arada bir uğrar, biraz önce yine buralarda idi dedi.. Ali Fişeeeeeekk nereye gittin be ya?:)

No Data

Çok Okunanlar




E-Mail | Editöre Yaz | İletişim
GkNscripts Hazır Web Çözümleri
© 2010 Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.