ne zaman sokulmuştu bu dizeler ömrüme hiç çıkmamacasına...
nasıl bir şairanelik, nasıl bir bağışlanma dileği bu kadar samimi olabilir di ki?
bir regaip kandili akşamında yazarken bunları
ben de diyebilmek isterdim yüreğimin en derin yerinden
“seçkin
bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
bağışlamanı dilerim
sana zorsa bırak yanayım
kolaysa esirgeme”
türk edebiyat tarihinin günce dalında belki de en eşsiz eserine başlarken
“ne çok acı var” diyebilecek kadar cesur
“düştümse sana bakarken düştüm” diyebilecek kadar umarsız
sonra nedense pişman mı olup acıya böylesi tutkunluğuna
“ne vardı acıyı böylesine sevecek” diyecek kadar yorgun
ama yoktur işte çaresi yalnızlığın
ve yalnızlık bilmem kaçıncı kez anlatılırken
böyle gerçekçi ve yalın gelmemişti hiç bana
“ah şu yalnızlık
kemik gibi
ne yana dönsen batar”
ya şu dizeler
“aklımdan çıkmıyorsun dedim
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya”
delice bir kıskançlığa götürür benim gibi sınıfsız bir şairden öte usta şairleri bile
kimden mi bahsediyorum
“orası neresi
burası bir adam” diyen bir adamdan
abdurahman cahit zarifoğlu
“evet
evet hatırladım
küçük basit şeyler
yetiyor kederlenmeye
ya mutluluğa ?”
abdurrahman cahit zarifoğlu, adının baş harfleri acz tutan bu şair 7 haziran 1987 de öldüğünde 47 yaşında idi henüz..
“kırk yıl
ve yedi yıl
kimse senin kadar yakıştıramadı
gurup rengi bir fular gibi
boynuna ölümü “
diye seslenmişti arkasından adaşı koca şair cahit koytak...
niye mi şimdi bu yazı
bu iki şairi belki de hiç duymayanlar için
en azından bir kaç kişi karıştırsın şiirlerini diye
ama en önemlisi
yıl 1962
zarifoğlu o dönem paris’te bulunan cemal süreya’ya bir mektup yazar... (ki farklı dünya görüşleri olan iki insan ve tanışıklıkları yoktur o dönem) ve der ki;
- istanbul’a döndüğünüzde sizinle ev tutup birlikte oturabilir miyiz?
evet şiir di onları bir araya getiren ve belki de henüz tohumları atılmamıştı bu topraklara ayrılıkların, erdemsizliklerin..
“biraz bahar gerekiyor allahım ben hiç iyi değilim
biraz çağla birkaç erguvan gerekiyor”
“ikinci bir pırıltı var senin bakışlarında
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.” cemal süreya
ikinci bir pırıltı var hala...
(bir daha ki sefere de cahit koytak’la devam ederiz inşallah şiir yolculuğuna)
(mutlaka okunması gereken kitap; cahit zarifoğlu - yaşamak )