Sevgili okurlarım farklı bir yazı ile yine karşınızdayım. Bu yazımda konu olarak haset etmeyi seçtim. Sadece tarih ve duygusal yazılarla değil, maneviyatımızı oluşturan temel unsurları da göz ardı etmeyim düşüncesiyle bu yazıyı kaleme aldım .
Haset bir başkasının başarısını veyahut bulunduğu makamı ve mevkii çekememe, tahammül edememe , bir başkasına ait malın mülkün kıskanılması ve zayi olması için çaba sarf edilmesi; ben duygusuyla hareket edip , gıpta etme anlayışından uzak, aşırı kıskançlıkla yanma tutuşmadır. Haset eden bir kimse, hem kendine hem de çevresindekilere zarar verir. Haset, kanser gibi elem verici, tedavisi zor olan bir hastalıktır. Hemen hemen her yerde ortaya çıkabilen, kendini gösteren bu ruhsal bozukluk bir çok eşin, dostun , arkadaşın arasını açmış, birbirlerine karşı nefret oluşmasına sebep olmuştur. Halbuki gıpta edip takdir etmek varken kıskanmak ve kıskançlık sonucunda için için erime kime fayda getirir.
Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim’de; "De ki: ... Hasetçilerin kıskançlığından Allah’a sığınırım” ( Felak 5) buyurulmuştur. Peygamberimiz de; “Haset etmekten sakınınız, çünkü ateşin odunu veya otları yok ettiği gibi haset de iyi işleri yok eder” demiştir. Sevgili okurlarım, kimse dört dörtlük değildir. Önemli olan hataların farkında olma ve bu noktada kendimize çeki düzen vermek esastır. Aynı bir bilgisayar gibi kendimizi zaman zaman formatlamamız gerekmektedir. İçimizdeki haset, kıskançlık gibi virüsleri ortadan kaldırmak için hayatımızı dönem dönem resetlememiz gerekmektedir. Eğer içimizdeki kötü virüsleri kaldırmazsak, yok edemezsek içimizde taşıdığımız iyi duygular, iyi niyetler de zamanla yok olur gider. İnsan olmaktan çıkarız. Haset yerine gıpta eden kazanır. Gıpta bir başkasından imrenme, bir başkasını takdir etme onu örnek almadır. Gıpta hasedi yok eder. Gıpta haset için iyi bir anti virüstür. Gıpta etmek çok zor görünse bile, insana çok şey kazandır. Bu durumu yaşayan görür. Gören de gıpta eder.
Zamanın birinde zengin bir adam varmış. Zengin olmasına rağmen yaşadığı çevrede sevilmeyen, saygı görmeyen bir adammış. Bu durum zengin adamı çok üzüyormuş. Neden saygı göstermiyorlar bana, neden sevmiyorlar beni diye sürekli hayıflanırmış.Cimri kendisinden başkasını beğenmeyen bu zengin adamın bir de kıskandığı doğuştan iki gözü görmeyen bir adam varmış. Bu adam kör olmasına rağmen saygı, hürmet gören dürüst ve samimi bir adammış.
Zengin Adam yolda , sokakta ve kahvede, Kör Adamla karşılaştıkça , pis kör önüne bak diyerek kıskançlığını su üstüne çıkarır adamla alay eder, adamı aşağılarmış. Bu durumu gören çevre sakinleri de zengin adamı yadırgarlarmış. Yadırganan Zengin Adam da için için kan ağlar neden beni kabullenmezler de kör adamı sevip kollarlar bir türlü anlayamıyorum. Zenginim her şeyim var bu insanlar neden beni hor görüyorlar diyerek her gecen gün hasedinden mum gibi erirmiş.
Bir gün düşünmüş kendi kendine, bu adama kör diye acıyorlar, sevgileri saygıları ondandır. Eğer ben de o adam gibi gözlerimi kör edersem o adam gibi saygı görürüm ve herkes beni sevip sayar düşüncesiyle gözlerine kızgın yağ dökerek Zengin Adam kendi kendine kör etmiş. Zaten hasedinden kalbi körelmiş olan bu adam kendi kendini kör edince iyice zavallı hale düşmüş Eşi terk etmiş, çocukları da malını mülkünü soymuş. Zengin Adam olmuş Züğürt Adam. Sonra kahrından dayanamayıp intihar etmiş.
Zengin Adam şayet Kör olan adamı takdir etseydi adamın örnek hallerini kendine tatbik etseydi kötü durumlara düşmeyecekti; o da gıpta edilen insanlardan biri olacaktı. Haset insanı lokma lokma yer bitirir. Hasetten uzak durmalıyız. Sevilmek olmazsa sevmek mutsuzluk , sevelim sevilelim birbirimize saygı duyalım.
Sevgi ve selamlarımla …
Ramazan OSMA
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify