Gülerek kaybeden insanoğlu, ağlayarak kaybettiklerini kazanamaz. Dünya üzerinde strateji geliştirerek hayatına ve çevresine yön vermeye çalışanlar, beşer ve şaşar oldukları için zaman zaman hata çukuruna düşebiliyorlar. Ve dahası kaybettikleri her şeyi yeniden kazanabilmek adına harcayabilecekleri zamanı, hatalarının tekerrürüyle umarsızca tüketiyorlar. Bilinmelidir ki kaybolan zaman ve solan umutlar insanoğlunun hayatından ve ideallerinden çalar. Hatasından dönen, hatasını fark edip telafi süreci içinde canla başla çaba sarf edenler müstesna! Akıllı olan ve vicdanının sesini dinleyenler dürüst hareket ettikçe hatalardan uzak kalırlar.
Yahudiler var oldukları günden bu güne dünyadaki varlıklarıyla her şeye malik olduklarını zannederler hata deryasında da boğulmaktan kendilerini alamazlar. Kendilerini üstün gördüklerinden özellikle hoşgörü ve sevgi öngörülü Müslümanlara tahammülleri yoktur.
Asrı Saadetten sizlere bir misal. Alaycı bakışlarla Yahudinin biri Hz. Peygamberimizin yanına gelir. Laubali tavırlarla Ya Muhammed sana soru sormak istiyorum der. Hz. Peygamber de başını usulca yere eğerek sorabilirsin anlamında mukabelede bulunur. Yahudi elindeki yiyecekleri göstererek bunlar benim rızkım mıdır? Der. Hz Peygamber biraz duraklar. Yahudi önceden olayı kurgulamıştır. Peygamber efendimiz senin rızkındır derse yiyecekleri savurup atacak, bak bunlar benim rızkım değilmiş diyecek; şayet Hz. Peygamber efendimiz senin rızkın değil derse, hemen ağzına birkaç lokma atarak elindeki yiyecekleri yemeye başlayacak, bak gördün mü benim rızkımdır diyecek ve kısacası her iki durumda da Peygamber efendimizin yalan konuştuğunu ima ederek sahtekar olduğunu ifade edecektir.
İnsanlık içinde en şerefli , en vakur, en akıllı ve ayrıca bizler için rehber olan Sevgili Peygamberimiz soruya yanıt verir. “Yersen rızkındır.” Şaşkına dönen Yahudi hesaplarının tutmaması üzerine adeta dellenerek Peygamber efendimizin huzurunu terk eder. Akıl ve ağırbaşlılık galip gelmiştir.
Bizim olmazsa olmazımız olan Osmanlı Devleti tarih boyunca hata ekseninden uzak durmayı yeğlemiştir. Adaletini ve hoşgörüsünü insanlık için kullanmıştır. 1299-1922 yılları arasında üç kıtada hükmeden Osmanlı sömürge ve asimilasyon siyasetlerinden uzak durmuştur. Filistin’de Osmanlı Devleti 10 askerle güvenliği ve asayişi sağlamıştır. Bugün ise binlerce asker var ama kan gövdeyi götürüyor. Yahudilerin ve Ermenilerin Kızıl Sultan diye adlandırdıkları 2. Abdülhamit Filistin’i korumak ve kollamak için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Ve Filistin’de gözü olan Yahudilere göz açtırmamıştır. Bu topraklar milletimindir ben varken buraları size yar etmem demiştir. Sonrada 2. Abdülhamit vefat edince Osmanlı hâkimiyetindeki 402 yıllık Filistin toprakları 1. Dünya Savaşı yıllarında İngiliz oyunlarıyla bir bir satılmaya başlanmıştır. Satanlar ise oranın yerli halkıdır. İngilizler oradaki Arapları kandırmışlar Avrupa’nın en gözde memleketlerinden yer yurt vererek Filistin halkının bir kısmını Filistin’den caydırmışlar, süratle Yahudileri Filistin’e yerleştirmeye başlamışlardır. Bugün ise o toprakları satanların torunları, yaşadıkları yerde yabancı duruma düşerek her geçen gün şiddeti artan terör olayları altında canlarını korumaya çalışıyor.
Hata yapan Filistinlilerin bedelini yine Filistinliler ödüyor. Şu bilinmelidir ki hataya ortak olmayan hata sahibi değildir. Elbette Filistin’de terör kıskancında olan kardeşlerimize desteklerimizi esirgemeyeceğiz, onların sesi kulağı olacağız. Mazlumun, mağdurun geçmişte yanındaydık; bugün de yanındayız. Düşmez kalkmaz bir Allah. Hata insana mahsus, nefsi karşısında zafiyet gösterebilir insan. Aynı hatayı bizler de yapabiliriz. Ancak gülerek kaybeden Filistinliler, ağlayarak bağımsızlıklarına kavuşamıyor. Bu gerçek tarihe dip not olarak geçiyor. İrlanda’da , İskoçya’da bugün keyif süren Filistinli Araplar vazgeçtikleri, sattıkları Filistin topraklarının hesabını nasıl verecekler o da Allah’ın takdiridir.
Sevgili okurlarım, ister kişisel hatalar olsun, isterse toplumsal hatalar olsun mutlak geri dönüşü vardır.Telafisi vardır.Vaktinde ve zamanında tedbir alınabilir.Yeter ki aynı hataya tekrar düşülmesin. Önemli olan aklıselim olup, galeyana gelmeden vicdanımıza da kulak vererek hata çukurundan uzak durmaktır. Oyunlara, tuzaklara düşmemek lazım. Yersen düşersin. Ama Yersen..!
Ramazan Osma
İletisim İcin:
ramazanosma@mynet.com